Van, ülkemizdeki bir çok bölge gibi, jeolojik yapısı nedeniyle fay hattı üzerine kurulmuş bir şehir. Tarih boyunca çokça deprem olmuş, çok defa yıkılmış. Bazı kaynaklara göre M.Ö. 2. yüzyılda, tarih sahnesinden çekilen Urartu Medeniyeti'nin de depremde yıkılıp yok olduğu söylenir (fakat bu bilginin kesinliği yoktur).
23 Ekim 2011'de Van'da meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremden sonra afet bölgesine gittim. Orada konuştuğum depremzedeler, özellikle yaşlılar, bana her 35 yılda bir deprem olduğunu söylediler. 2011'den önce 1976'da ve 1941'de büyük ve yıkıcı depremler olmuş.
Erciş'in şuanki durumu batık bir kent gibi. Yıkılmış, yokolmuş, sessiz, karanlık, hayalet bir coğrafya. Sanırım deprem gerçeğini bile bile, jeolojik yapıya uygunsuz binalar yükseltmek, kaçınılmaz sonu, sorumlu insanların kendi elleriyle hazırlamasından başka bir şey değil.
Yaklaşık 80.000 nüfüslu Erciş'de depremden sonra, resmi rakamlara göre (şuan itibariyle) 400 artçı deprem oldu. 601 kişi hayatını kaybetti, 188 kişi enkazdan sağ çıkarıldı, 4.152 kişi yaralı olarak hastanelerde tedavi görüyor.
1999 yılında meydana gelen Marmara depremi, yüzyılın felaketi olarak kabul edilmiş ve "bundan sonra depremle yaşamayı öğrenmeliyiz", "daha sağlıklı ve sağlam binalar inşa etmeliyiz", "olağanüstü hal gerçekleştiğinde kullanılmak üzere deprem vergileri toplamalıyız", "okullarda çocuklara deprem tatbikatları yapmalıyız", "halkı depremle ilgili konularda bilinçlendirmeliyiz"..... gibi cümleleri o kadar çok duyduk ki, bundan sonra deprem bizi öldürmez dedik. Öldüren, gerçekte deprem mi? yoksa; deniz kumundan, çakıllardan, biriket taşından yapılan yüksek binalar mı? Eğer buna verecek bir cevabınız varsa, "sesimi duyan var mı?" diye yıkık taşların arasından bağırmaya gerek kalmayabilir.
Sesimi duyan var mı?
-.............................................
Sesimi duyan var mı?
-............................................
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |
 |
| © Öznur Kılıç |